Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Basın Federasyonu’nda düzenlenen programda eğitim gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda LGS sınavıyla ilgili ortaya atılan iddialara detaylı şekilde cevap veren Tekin, sınav güvenliğinden soru hazırlık süreçlerine kadar birçok konuda net bilgiler paylaştı.
Bakan Tekin, merkezî sınav sorularının tamamen MEB tarafından dağıtılan ders kitaplarından hazırlandığını, tüm hazırlık sürecinin jammerlarla korunan, dış dünyayla bağlantısı kesilmiş ortamlarda yürütüldüğünü belirtti. Sınav sorularının güvenlik güçlerinin kontrolünde taşındığını ve sınav anında jandarma veya polisin görevlendirildiğini söyledi.
“Sınav süreci olağanüstü tedbirlerle yürütüldü” diyen Tekin, cep telefonu, piercing ve küpe gibi potansiyel risk taşıyan tüm unsurların sınav binalarına sokulmasının yasaklandığını vurguladı.
Özellikle sosyal medyada yayılan PDF dosyalarıyla ilgili iddialara da açıklık getiren Tekin, bu dosyaların sınav sonrası matbu soruların fotoğraflanmasıyla oluşturulduğunu, siber ekiplerin analizleri sonucu bu bilginin teyit edildiğini ifade etti.
Ayrıca Tekin, “Diyarbakır’da 300 birinci çıktı” gibi iddiaların gerçeği yansıtmadığını, Diyarbakır’da sadece 10 öğrencinin tam puan aldığını ve bunların farklı okullardan olduğunu belirtti. 2025 LGS’de 63 imam hatip okulundan tam puan alan öğrenciler çıktığını belirten Tekin, bazı sosyal medya paylaşımlarının da bilinçli şekilde manipülasyon içerdiğini söyledi.
Bakan Tekin, sınavla ilgili yürütülen soruşturmalara da değinerek, 29 kişiyle ilgili incelemenin olayın hemen ardından başlatıldığını, emniyet birimlerinin ve valiliklerin hızlı müdahalesi sayesinde sınavın güvenliğine dair herhangi bir zafiyetin tespit edilmediğini açıkladı.
Tam puan alan 719 öğrencinin not ortalamalarının da 99,7 civarında olduğunu aktaran Tekin, “Bu çocuklar başarılı çünkü sistemli çalıştılar, aldıkları destek kitapları da Bakanlığımızın ücretsiz sunduğu kaynaklardı” diyerek özel kaynak kullanımı iddialarını da yalanladı.
Son olarak Tekin, LGS ile ilgili pedagojik yaklaşıma dikkat çekerek, iller arası başarı karşılaştırmalarının çocuklar üzerinde baskı oluşturduğunu ve bu anlayıştan uzaklaşılması gerektiğini dile getirdi.
