6 Mayıs 2026, Çarşamba
Anasayfa/Eğitim/6 Mayıs 2026

Bakan Tekin, Konya’da “İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni”ne Katıldı

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, imam hatip okullarının yaklaşık 1 milyon 100 bin öğrenci, 100 bine yaklaşan öğretmen kadrosu ve güçlü pansiyon kapasitesiyle eğitim sisteminin en önemli kurumsal yapılarından biri hâline geldiğini söyledi.

Bakan Tekin, Konya’da Selçuklu Kongre Merkezinde düzenlenen İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni’nde, imam hatip meselesinin bu milletin evlatlarını kökleriyle buluşturma meselesi olduğunu söyledi.

İmam hatip meselesinin inancı hayatın dışına itmek isteyen kişilere ve iradelere karşı milletin kendi çocuklarına sahip çıkma meselesi olduğunu anlatan Tekin, “İmam hatip meselesi ezanın, Kur’an’ın, caminin, ailenin, ahlakın ve vatan sevgisinin nesilden nesile aktarılması mücadelesidir. Bu okulların kapısından giren her bir evladımız, bir okulun öğrencisi olmanın çok ötesinde büyük bir hafızanın, duanın ve beklentinin de muhatabıdır.” diye konuştu.

Tekin, Konya’da düzenlenen etkinliğe ülkenin dört bir yanından gelen öğrencilerin hünerlerini sunduğunu, her öğrencinin emanet edilen alanın hakkını verme gayretini ortaya koyduğunu vurguladı.

Her öğrencinin imam hatip okullarının yıllar içinde taşıdığı emaneti yeni kuşaklarda güçlü bir iradeyle taşıdığını dile getiren Tekin, “Bugün imam hatip camiası Türkiye’nin dört bir yanında kök salmış büyük bir maarif ekosistemine sahiptir. Başta rahmetli Tevfik İleri olmak üzere Mahmut Celalettin Ökten ve emeği geçen bütün büyüklerimiz ve hocalarımız sayesinde bugün sahip olduğumuz bu model, sadece Türkiye’de değil; aynı zamanda dünyanın birçok ülkesinde de model olarak sunulabilecek nevi şahsına münhasır bir okul sistemidir.” ifadelerini kullandı.

“İmam hatip okullarımız, çok yönlü ve güçlü bir eğitim imkânı sunmaktadır”

Tekin, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün pozitif bilimlerle ve dini eğitimin beraber aynı sıralarda verildiği bu modeli markalaştırmak için çalıştığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu an Türkiye’de imam hatip okullarımız, yaklaşık 1 milyon 100 bin öğrencimiz, 100 bine yaklaşan öğretmen kadromuz ve güçlü pansiyon kapasitemizle eğitim sistemimizin en önemli kurumsal yapılarından biri hâline dönüşmüş durumda. Bu okullarımız, 2014 yılındaki meşhur dershane kanunundaki proje okul kavramıyla çok farklı programların uygulandığı bir okul modeli hâline dönüştü. Hafızlık programlarından yabancı dil hazırlık sınıflarına, fen ve sosyal bilimler tecrübesinden sanat, spor, teknoloji ve kültür alanlarına uzanan programlarıyla imam hatip okullarımız, bugün çok yönlü ve güçlü bir eğitim imkânı sunmaktadır.”

Bu yılki yarışmaların da bu büyük birikimin sergilendiği önemli bir alan olduğunu ifade eden Tekin, il finallerinde 633 komisyonda 10 bin 749 okul birincisi öğrencinin yarıştığını, bölge finallerinde 43 ildeki 48 komisyonda 1001 öğrencinin emek verdiğini anlattı. Bakan Tekin, Türkiye finallerinde ise 6 komisyonda 88 öğrencinin emeklerini sergilediğini söyledi. 

“Vesayet aklı, millet iradesinin karşısında gerilemek zorunda bırakıldı”

Bugün ulaşılan bu iklime kolay erişilmediğini, bu camianın bu rahatlığa zahmetsiz bir biçimde kavuşmadığını hatırlatan Tekin, bu ekosistemin mayasında milletin evlatlarını yetiştirme hassasiyeti, ailelerin duası, öğretmenlerin emeği, mezunların vefası, yıllar boyunca bu davaya omuz veren geniş bir gönül seferberliği, alın teri, gözyaşı, sabır, mücadele ve ağır bedeller olduğunu vurguladı. 

Bakan Tekin, bu hafızayı silikleştirmeye kalkmaları, unutturmaları hâlinde bugünkü imkânın kıymetini de yarına dönük mesuliyetlerini de yerine getirmemiş olacaklarını belirtti. Gençlerin 28 Şubat’ın ağır iklimini kitaplardan, televizyonlardan, kendilerine anlatılanlardan öğrendiğini kaydeden Tekin, önceki kuşaklar olarak o dönemin acısını doğrudan yaşadıklarını anlattı. Bu ülkenin yakın tarihinde imam hatip mezunu olmaktan kaynaklanan ağır bedeller ödendiğini söyleyen Tekin, bir dönem gençlerin önüne tercih ettikleri okul yüzünden görünmez duvarlar örüldüğünü anımsattı. 

Bakan Tekin, “İmam hatipli gençlerin alın teri, sınav başarısı, hayalleri, emekleri; bir katsayı hesabıyla resmen çalınmak istendi. Puanı yettiği hâlde istediği okullarda okuyamayan, yıllarca hazırlandığı hâlde önüne konulan engeller nedeniyle, suni engeller nedeniyle yolunu değiştirmek zorunda kalan gençlerimiz oldu. Hukuk, tıp, mühendislik okumak isterken… Öğretmen olma hayali kurarken nice evladımız okul tercihi sebebiyle haksızlıklarla karşı karşıya kaldı. Başörtülü kızlarımız okul kapılarında bekletildi, üniversite koridorlarında incitildi, sınav salonlarında onur kırıcı muamelelere maruz bırakıldı. Kimi zaman ikna odalarında inancından, kıyafetinden, kimliğinden vazgeçmeye zorlandı.” şeklinde konuştu. 

1997 yılında, yani bundan yaklaşık 30 yıl önce yaşanan 28 Şubat sürecinin tankların yürüdüğü caddelerden ibaret bir dönem olarak yaşanmadığını, o sürecin evlerin içine kadar uzanan bir endişe iklimi inşa ettiğini dile getiren Tekin, konuşmasına şöyle devam etti:

“Milletin inancını, kıyafetini, okul tercihini ve hayat tarzını hizaya sokmaya çalışan vesayet aklı egemen olmaya çalıştı. Hamdolsun, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, evlatlarımızın önüne konulan bu yasakçı düzenekleri teker teker tasfiye etti. Başörtüsü yasağı, katsayı adaletsizliği sona erdirildi. İmam hatip okullarının önüne örülen bütün duvarlar bir bir yıkıldı. Eğitim hakkını, okul tercihi, inanç ve kimlik üzerinden daraltmak isteyen vesayet aklı, millet iradesinin karşısında gerilemek zorunda bırakıldı. Bugün gençlerimiz bu salonda Kur’an’ı öz güvenle okuyabiliyorsa, hafızlarımız emeklerini gururla ortaya koyabiliyorlarsa, kızlarımız ve erkeklerimiz kendi kimlikleriyle eğitim hayatında varlık gösterebiliyorlarsa burada yıllara yayılan büyük bir demokrasi mücadelesinin, milletle omuz omuza yürüyen kararlı bir liderliğin emeği var.”

“Geçmişte haksızlığa uğramış olmak, bugün daha nitelikli iş yapma yükümlülüğümüzü ortadan kaldırmaz”

Bugün başka bir Türkiye olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, “Yasakların olmadığı, duvarların yıkıldığı, alanların genişlediği, imkânların arttığı, toplumsal teveccühün yükseldiği bir Türkiye’yi yaşıyoruz.  Dün mücadelemiz evlatlarımızın yolunu kesen engelleri aşmak içindi. Bugün mücadelemiz açılan yolu daha nitelikli, daha güçlü bir ahlakla, daha derin bir okul iklimiyle donatmak mücadelesi. Dün kapıların açılması başlı başına büyük bir hedefti. Bugün o kapılardan giren her evladımızın kalbine, aklına, emeğine, hayatına nasıl dokunduğumuz asıl kendimizi muhasebe ettiğimiz başlıktır.” diye konuştu. 

Bunca mücadeleden sonra kendilerine düşenin imkânın büyüklüğüyle avunmak olamayacağını kaydeden Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu: 

“Bunca bedelden sonra bize yakışan; bu imkânı çocuklarımızın şahsiyetinde, okulun ikliminde, öğretmenlerimizin rehberliğinde, ailenin duasında ve camiamızın gayretinde daha yüksek seviyelere taşımak olmalı. 

Bizi daha çok çalışmaya, daha derin düşünmeye ve daha güçlü sahiplenmeye sevk eden ‘Acaba biz büyük bir mücadelenin sonunda bize sunulan bu imkânların hakkını verebiliyor muyuz?’ sorusunu aklımızdan bir an bile çıkarmamalıyız. Baskı zamanlarında sabretmek büyük bir erdemdir. Yasak zamanlarında direnmek büyük bir iştir. Katsayı duvarlarının karşısında evlatlarımızın elinden tutmak önemli bir iştir fakat imkânların genişlediği zamanda gevşememek, rahatlık zamanında rehavete kapılmamak, alkış çoğaldığında iç muhasebeyi kaybetmemek de en az onlar kadar önemli erdemlerdir çünkü geçmişte haksızlığa uğramış olmak, bugün daha nitelikli iş yapma yükümlülüğümüzü ortadan kaldırmaz. Bilakis sorumluluğumuzu, borcumuzu artırır. 

O hâlde hafızamızda tuttuğumuz her acı, bugün daha büyük bir gayrete dönüşmelidir. O günlerin mücadelesi; bugün okullarımızın niteliğinde, öğretmenlerimizin rehberliğinde, ailelerimizin sahiplenmesinde, öğrencilerimizin ahlakında ve mezunlarımızın vefasında karşılık bulmalıdır. Geçmişin bedelini bugünün emeğine, bugünün imkânını da yarının güçlü nesillerine çevirebildiğimiz ölçüde bize emanet edilen bu borcu hakkıyla ödemiş olabiliriz.”

Bu büyük mirası okulların ikliminde, öğrencilerin şahsiyetinde, öğretmenlerin rehberliğinde yeniden büyütme sorumlulukları bulunduğunu dile getiren Bakan Tekin, bu yolda gevşemeye, sıradanlığa yer olmadığını söyledi. Bakan Tekin, şunları söyledi: 

“Bu yolda ‘Bu kadar yeter!’ deme lüksümüz de yok. Nitekim istiyoruz ki evlatlarımız Kur’an-ı Kerim’i güzel okudukları kadar, Kur’an’ın ahlakını da hayatlarına yansıtsınlar. Güzel sesleri güzel sözlere, güzel sözleri güzel davranışlara, güzel davranışları örnek bir şahsiyete dönüşsün istiyoruz.

İstiyoruz ki hafızlık yolunda verilen emek onların hayatında vakar, tevazu, sadakat ve sorumluluk olarak karşılık bulsun. İstiyoruz ki hitabet kürsüsünde güçlenen sözleri, yarın milletin huzurunda hakikati incitmeden söyleyen, insanı kırmadan davet eden, kendini önceleyen bir dile savrulmadan, memleketin hizmetinde bir seciyeye dönüşsün.”

“Gençlerimizin ruh dünyası, algoritmaların merhametine bırakılmamalı”

Bugün bu muhasebeyi daha da önemli kılan yeni bir gerçeklikle karşı karşıya olduklarını söyleyen Bakan Tekin, çocukların dünyasının alışageldikleri dünyanın çok ötesinde bir hızla değiştiğine dikkat çekti. 

“Dün okul kapılarında evlatlarımızın yolunu kesen anlayış, bugün başka kılıklara girerek çocuklarımızın kalbine, zihnine, aile bağlarına, arkadaşlık ilişkilerine sızmaya çalışıyor.” diyen Tekin, çocukların ve gençlerin hızla değişen dünyada karşı karşıya oldukları risklerin geçmişten farklı biçimlerde ortaya çıktığını söyledi.

İman, aile yapısı, ahlak ve gençliğin çeşitli içeriklerle hedef alındığına dikkati çeken Tekin, “Saldırılar artık kimi zaman masum bir eğlence görüntüsüyle, kimi zaman kısa video filmiyle, elektronik oyunlarla ya da sosyal medyada viral olan bir akımla karşımıza çıkıyor. Dijital mecralar, algoritmalar, akran baskısı, siber zorbalık, yalnızlığı derinleştiren sanal ilişkiler, şiddeti sıradanlaştıran içerikler ve aile bağlarındaki zayıflama artık eğitim meselemizin tam odağında yer alıyor. Bunlar karşısında sessiz ve seyirci kalamayız, kalmamalıyız. Evlatlarımızı, ekranların insafına terk etmemeliyiz. Gençlerimizin ruh dünyası, algoritmaların merhametine bırakılmamalı.” diye konuştu.

“Rehberlik hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye çaba sarf ediyoruz”

Aile bağlarının zayıflaması ve dijital kuşatmanın artması karşısında eski yöntemlerle ilerlemenin mümkün olmadığını belirten Tekin, son dönemde yaşanan olayların bu gerçeği bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.

Tekin, eğitimde yalnızca ders başarısına odaklanmanın yeterli olmadığına işaret ederek şunları kaydetti:

“Öğrencinin öfkesini, içine kapanmasını, arkadaş çevresini, dijital dünyadaki izlerini ve ailesiyle kurduğu bağı okulda kendisini nasıl hissettiğini aynı hassasiyetle gözetmek, takip etmek zorundayız. Bir evladımız sessizce uzaklaşıyorsa mutlaka fark edeceğiz. Bir gencimizin kalbinde öfke büyüyorsa mutlaka takip edip ilgileneceğiz. Bir öğrencimiz kendini yalnız hissediyorsa ona mutlaka ulaşacağız. Bu yükü okula, aileye, öğretmene, rehberlik servisine ve fiziki güvenlik tedbirlerine bırakmadan hep beraber ilgileneceğiz. Bakanlık olarak biz bu tabloyu bütün boyutlarıyla görüyor ve ele alıyoruz. Rehberlik hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye çaba sarf ediyoruz.” 

Okul ve aile bağını tahkim etmek için iki buçuk yıldır çok yoğun bir çaba içinde olduklarını vurgulayan Tekin, öğretmenlerin yanında daha güçlü bir biçimde durmayı topluma, ailelere, kamu otoritelerine ısrarlı biçimde tavsiye ettiklerini ve bunu gerçekleştireceklerini ifade etti. Sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetleri çocukların hayatında daha etkili ve görünür hâle getireceklerini vurgulayan Tekin, “Fakat bu mücadeleyi sahada, okulda, evde, mahallede, sivil toplumda aynı ruhla sahiplenecek paydaşlara açık davetimiz var. Okul yöneticimizin feraseti, öğretmenimizin dikkati, ailemizin ilgisi, mezunumuzun vefası, sivil toplumumuzun emeği ve camiamızın ortak sahiplenmesi ile bu sorunları aşabileceğiz.” dedi. 

“Okullarımızda iyiliği kökleştireceğiz”

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bugün önlerinde duran bu ağır mesuliyeti hakikatli bir eğitim seferberliğine dönüştürecek güçlü bir zemin sunduğunu ifade eden Tekin, “Bizler aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim sahibi; bilgiyi hikmetle, beceriyi ahlakla, özgürlüğü sorumlulukla, başarıyı merhametle buluşturan nesiller yetiştirmek yönünde iradeli bir biçimde yürüyoruz. Modelimizi hakkıyla uygulayarak okullarımızda yıllara sâri bir iyiliği kökleştireceğiz. Evlatlarımızın kalbine, zihnine, emeğine, ahlakına ve hayatla kurduğu bağa temas eden güçlü bir maarif iklimini hep beraber inşa edeceğiz. Bugün bize yakışan, sahip olduğumuz imkânla övünürken o imkânın hakkını verecek gayreti de sahiplenmektir. Bu camia geçmişte sabrıyla, duasıyla ve mücadelesiyle milletimizin yüzünü ak etti. İnanıyorum ki bugün de niteliğiyle, çalışkanlığıyla, ahlakıyla, merhametiyle ve temsil gücüyle Türkiye Yüzyılı’nın gençliğine öncülük edecektir.” değerlendirmesinde bulundu. 

Gençlere seslenen Tekin, şunları söyledi: 

“Biz tarihin bir döneminde görev aldık, yetki aldık. Milletimizin evlatları için çalışma sorumluluğunu üstlendik. Bizden önce bu davaya hizmet veren büyüklerimiz vardı. Bizden sonra da bu emaneti taşıyacak olan sizler varsınız. Büyüklerimiz kurdu. Annelerimiz, babalarımız, öğretmenlerimiz, gönül insanlarımız bedel ödedi. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu alanı büyüttük, güçlendirdik, genişlettik. Şimdi bu emaneti daha ileri taşıma vazifesi hepimizin omuzlarında. Yarın ise bayrağı size devredeceğiz. Şimdiden yolunuz ufkunuz, bahtınız açık olsun. Vazifeniz bizden daha çetin olacak fakat Allah’ın izniyle bu sorumluluğu rahat bir biçimde yerine getireceksiniz. Kendi nefsiniz için çalışacaksınız ama kendinize hapsolmayacaksınız. Aileniz için çalışacaksınız ama ailenizin ufkunu milletimizin ufkuyla birleştireceksiniz.  Milletimiz için çalışacaksınız ama insanlığın derdine de kalbinizi kapatmayacaksınız. İlimde derinleşeceksiniz, ahlakta güzelleşeceksiniz, teknoloji üreteceksiniz… Sanatta, sporda, kültürde, gönüllülükte ve sosyal sorumlulukta öncü olacaksınız. Kötülüğe karşı iyiliği, hoyratlığa karşı edebi, umutsuzluğa karşı gayreti, dağınıklığa karşı disiplini, kibre karşı tevazuyu, zulme karşı Hakk’ı temsil edeceksiniz. İmam hatipli olmak, bu millete karşı borçlu olduğunu her daim hatırlamak demektir. İmam hatipli olmak; ezanın sesine, Kur’an’ın emanetine, ailenin haysiyetine, vatanın selametine, milletin istikbaline karşı sorumluluk taşımaktır. İmam hatipli olmak -hayatın neresinde olursa olsun- insanın sözünü hakikatle, emeğini disiplinle, gücünü merhametle ve bilgisini hikmetle buluşturmasıdır.”

Bakan Tekin, törende, etkinlik boyunca çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerini verdi.

Programa Konya Valisi İbrahim Akın, Konya Milletvekilleri Mustafa Hakan Özer ve Hasan Ekici ile Millî Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen de katıldı.

Kaynak: MEB

Yorum Gönder

Ne arıyorsunuz?

Anasayfa İlanlar Ara Menü